4 Şubat 2012 Cumartesi

Çocuk gelişiminde püf noktalar


Gelişim; organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal,
sosyal yönden belli koşulları olan en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme
kaydeden değişimdir.

Organizmanın büyüme, olgunlaşma, öğrenme etkileşimleri ile sürekli olarak ilerleme
kaydetmesidir.

Gelişme bir “üründür’’ve buna bağlı olarak “olgunlaşma bir “süreç’’ olmaktadır.
Olgunlaşma ve öğrenme olmadan da “gelişim “ olmaz.

Örneğin bir çocuğun bisiklet sürmesi devinimsel bir gelişmedir. Çocuk haber bedenen ve
kas olarak yeterli olgunluğa erişmeden bisikleti süremez. Yeterli olgunluğa ulaşınca da
bisikleti sürmeyi öğrenmemişse bisikleti sürme davranışını gösteremez.

Başka bir tanım olarak gelişim; organizmanın bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal
yönlerden sistemli olarak büyümesi, değişmesi ve istenilen görevleri yerine getirebilecek
düzeye gelmesidir. Çevre ve kalıtım arasındaki sürekli ve karşılıklı etkileşimin ürünüdür.
Gelişim organizmanın belli bir düzen içersinde ve kalıcı olarak gösterdiği değişimi
kapsar. Kısa bir süre için meydana gelen ya da hastalık nedeniyle meydana gelen değişim
“gelişim” sayılmaz


BÜYÜME OLGUNLAŞMA ÖĞRENME.

Büyüme, olgunlaşma ve öğrenme; yaşantı sonucu kişide gözlenebilir nitelik ve nicelik
boyutundaki değişiklikleri içerir. Gelişimde bedensel özellikler birbirleriyle ilişkili olarak bir
bütünlük içinde değişir. Örneğin gazete haberlerinde sıklıkla gördüğümüz haberler arasında yer alan  bir çocuğun ıslık çalabilmesi parmaklarındaki kasların
olgunlaşmasıyla ilgilidir. Çocuk, parmakla dudak arasındaki iş birliği sonucu ıslık çalma
eylemini gerçekleştirir. Islık çalma eyleminde bireyden beklenen çaba, bireyin gelişiminde
kendisinden beklenen görevleri yapabilecek davranış değişikliğini gösterme çabasıdır.


 Gelişimle İlgili Temel Kavramlar

 Büyüme

Büyüme, bireylerin fiziksel özellikleri için kullanılmakta ve organizmanın bedensel
olarak gösterdiği değişiklikleri ifade etmektedir. Bu yönüyle birey açısından boyun uzaması,
kilonun artması, vücudun irileşmesi büyüme kavramı içinde yer almaktadır. Gelişim ve
büyüme karıştırılmamalıdır. Örneğin kişinin vücudu büyür, zihni ise gelişmektedir.


Büyüme, bireyin fizik yapısında zamana bağlı olarak meydana gelen nicelik
boyutundaki değişikliklerdir. Doğum öncesi dönemde hücre çoğalması ve doğum sonrasında
da aylara veya yıllara göre fizik yapıda meydana gelen değişiklikler büyüme sonucudur.
Büyüme yaşa bağlı olan değişikliklerdir.



 Olgunlaşma

Olgunlaşma, bireyin doğuştan getirdiği genetik yapı ile çevrenin etkileşimi sonucunda
canlıda görülen biyolojik değişikliklere denir. Kısaca haberleri organizmanın büyüyerek bir işi
yapabilecek seviyeye gelmesidir.

Bir organizma belli bir davranışı başaracak derecede yeterli olgunluk basamağına
ulaşmadıkça, o davranışı öğrenemez ya da gereği gibi yapamaz. Örneğin çocuğun parmak
kasları gerekli olgunluk düzeyine ulaşmadıkça, ona kalem tutmasını dışardan yapılacak
etkilerle öğretmeliyiz. Organizmanın, kendinden beklenen bazı fonksiyonları yerine
getirebilmesi için onun belirli bir olgunluğa ulaşması gerekir. Henüz kalem tutmasını yeni
öğrenen bir çocuktan düzgün yazı yazması beklenemez. Çocuğun kas ve kemik yapısı yeterli
olgunluğa gelmeden, ne kadar yürüme alıştırması yaptırırsak yaptıralım, çocuk yürümesini
öğrenemez.

Olgunlaşma çevre faktörlerinden oldukça bağımsızdır. Çevrenin etkisi normal
koşullarda olgunlaşmayı etkilememektedir. Çevre koşullarında uyarıcı yoksunluğunun yoğun
olmadığı durumlarda çocuklar yürümeyi öğrenir. İnsanın biyolojik donanımı, yürüme
davranışı için programlanmıştır.

Olgunlaşma kendiliğinden meydana gelen bir süreçtir. Bir meyvenin olgunlaşması için
meyvenin çaba göstermesine gerek yoktur. Kişinin olgunlaşması da benzer bir şekilde
zamanla meydana gelir. Çocuktan herhangi bir davranış istenildiğinde, o davranışın gereği
olan olgunlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin önceden bilinmesi gerekir. Anne
babanın ve eğitimcilerin mutlaka çocuğun olgunlaşma düzeyini bilmeleri önemlilik arz
etmektedir. Çocuktan düzgün bir yazı yazmasını isteyen bir anne babanın, çocuğun parmak
kaslarının yazı yazma olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığını dikkate alması gereklidir.


 Öğrenme

Gelişimin en önemli kavramlarından birisi de öğrenmedir. Bireyin gelişiminin
meydana gelmesi için öğrenmeye önemli derecede ihtiyaç duyulmaktadır. İnsanlar
başkalarının yardımıyla birtakım bilgi ve beceri kazanır. Kazanılan bilgi ve beceriler, bireyin
çevresiyle kurduğu etkileşimin sonucudur. Bu etkileşim sonucunda bireyde meydana gelen
kalıcı izlerin her biri bireyin yaşantılarını oluşturur. Öğrenme, tekrar ve yaşantı sonucu
davranışta gözlenen kalıcı değişiklikleri kapsar. Bu tanımda üç önemli öğe vardır.


  1. Öğrenme, iyi ya da kötü nitelikte olan davranış değişikliğidir.
  2. Öğrenme, yaşantı ya da uygulama ile oluşabilir.
  3. Öğrenme sonucunda oluşan davranış değişikliği oldukça kalıcı değişikliktir.


Öğrenmede esas olan, oldukça kalıcı bir nitelik taşıyan davranıştır. Çocuğun yeni bir
davranış kazanabilmesi için çevrenin desteği önemlidir. Bir çocuğun düzgün bir şekilde yazı
yazabilmesi için, öncelikle kalemi düzgün tutabilmesi ve belli bir olgunlaşma düzeyine
ulaşması gerekir. Olgunlaşma gerçekleşse dahi çocuğun başkası tarafından yardımcı
olunarak öğrenmesi gereklidir. Bireyin herhangi bir konuda becerisi ya da bilgisi
olmamasına rağmen o konuda gösterdiği çaba sonucunda öğrenebiliyorsa burada öğrenme
gerçekleşmiş demektir.


 Hazır Olma


Hazır bulunuşluk, yeni bir öğrenme durumunda, bireyin önceden sahip olduğu
özelliklerin tümünü kapsar. Bireyin yaşı, gelişimi, olgunluk seviyesi, tutumu, motivasyonu
ve sağlık durumu yeni öğrenme ortamında etkili olan unsurlardır. Bir yaşantıyı öğrenmeye
hazır olmayan çocuğa o yaşantıyı öğretmeye çalışmak çocukta birtakım kalıcı ve olumsuz
davranışlar bırakabilir.

Hazır bulunuşluluk, kişinin olgunlaşma ve öğrenme sonucunda belli bir davranışı
göstermeye hazır olmasıdır. Bir yaşantının istenilen düzeyde öğrenilebilmesi için o konunun
gerektirdiği temel ön yaşantılara, o konuyu öğrenecek kişinin mutlaka sahip olması gerekir.

Okul çağına gelmiş olan bir çocuğun yaşı ve gelişimi kadar, okula karşı tutumu motivasyonu
da onun okula hazır bulunuşluk halini belirleyici olmaktadır. Örneğin haberlerde yer alan dalma eylemi
yapmasını öğrenecek olan çocuğun hem dalma ile ilgili aletlerin özelliklerini kavrayabilecek
olgunluğa ulaşması, öğrenmeye hazır olması hem de dalmak için gerekli olan temel bilgi ve
becerilere sahip olması gerekir. Bir yaşantıyı öğrenmeye hazır olmayan çocuğa o yaşantıyı
öğretmeye çalışmak çocukta birtakım kalıcı izli olumsuz davranışlar bırakabilir.

BÜYÜME İLE GELİŞİM BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALIDIR. BÜYÜME
DAHA ÇOK FİZİKSEL ÖZELLİKLER İÇİN, GELİŞME İSE FİZİKSEL
ÖZELLİKLERİN YANI SIRA SOSYAL, DUYGUSAL VE ZİHİNSEL
ÖZELLİKLERİ DE KAPSAYACAK ŞEKİLDE KULLANILIR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder